BÜYÜK AİLE YAPISI GİTTİKÇE ZAYIFLIYOR!

Aile; çocuklar için yuva, yetişkinler için ev, yaşlılar için sığınaktır.
Yuvada çocuk yetiştirilir, evde güven içinde yaşanır ve sığınakta huzur aranır.
Her üç durumda da ailenin yerini alabilecek hiçbir kurum aile kadar yetkin olamaz.
Aile gözbebeğimizdir.

AİLE NEDİR? Genel olarak tanımlandığı şekliyle anne, baba, çocuk ve kardeşlerden oluşan toplumun en küçük birimi değildir.
Aile; anne, baba, büyükbaba, babaanne, anneanne, dayı, amca, hala, teyze, yenge, enişte, yeğen, kuzen, görümce, bacanak ve sayamadığımız kadar çok kişiden oluşan toplumun koskocaman bir birimidir.
Aile ve küçük kavramı yan yana gelemez, gelmemeli.
Çünkü ailedeki kişiler sadece bir birey değil aynı zamanda önemli rolü olan kurumlardır.
Varlıkları ve yoklukları önemli sonuçlar doğurur.

GÜNÜMÜZDE BÜYÜK AİLE YAPISI GİTTİKÇE ZAYIFLIYOR Bireysellik yüceltilirken aile alabildiğine ihmal edilmeye başlanmıştır.
Büyük aileyi oluşturan kişiler ile iletişim kopmuş yerine kitaplar ve uzmanlar geçmiştir.
Bu kitapların büyük bölümü bize ait olmayan kültürler içindir ve bize uymamaktadır.
Uzman ve kitap önerisi ile çocuk büyütmek içinden çıkılmaz sorunların oluşmasına yol açmaktadır.
Veli-okul ilişkisine dikkatli bir bakış ne demek istediğimizi çok kolay açıklar.
Dışarıdan gelen bilgi ve yöntemleri uygulayarak fena halde gerildik.

Pek çok aile geçici sorunları çok önemseyen ancak temel sorunları görmezden gelen bir iklim oluşturdu.
Geçici sorunlar anlıktır ve o an için çok büyük gözükürler.
Örneğin ailede birinin bacağı kırıldığında büyük bir sorun gibi gözükür aslında geçici bir sorundur.
Birkaç hafta süren tedavi her şeyi eski haline getirir hatta tedavi süreci aileyi kenetler ve faydası bile olur.
Farkına bile varmadığımız bazı değişiklikler ise kalıcı hasar bırakacak niteliktedir.

Örneğin, mutfakta beslenmeyi alışkanlık haline getiren aile çok önemli iletişim platformu olan sofrayı kaybetmiş olur.
Mutfakta beslenmek ile sofrada yemek yemek aynı şey değildir.
Mutfakta 5-10 dakika süren ve tüm aile üyelerinin hazır bulunmasını gerektirmeyen beslenme alışkanlığı ailenin kültür aktarımını sağlayan iletişime fırsat vermezken.
Sofra kurmak ve kaldırmak arasında geçen süre iletişim için yeterlidir.
Üstelik sofra kurulumunda gösterilen özen, masanın süslenmesi ve düzeni çocukların estetik anlayışının temelini oluşturur.
Annenin masaya koyduğu çiçek estetik ve hatta nezaketin gelişmesine katkı sağlar.
Ailelerin mutfakta beslenme kolaycılığından vazgeçmesi ve sorunlarını dahi kolaylıkla konuşup çözecekleri yer olan sofraya dönmeleri gerekmektedir.
Büyük aile bağlarının güçlenmesi ve sofra alışkanlığının kazanılması aileyi daha güçlü kılacaktır.

Uzman Psikolojik Danışman ve Özel Eğitim Uzmanı Bedi Aydın

Yazının Tamamını Buradan Okuyabilirsiniz:

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir